BOLU GÖLCÜK TABİAT PARKI

IMG_2631.JPG

Ankara’da her yeri gezdim diyorsanız, size tüm stresinizi , yorgunluğunuzu atabileceğiniz , yılın her mevsimi gidebileceğiniz yeni bir rota. Bolu Gölcük Tabiat Parkı , 1958 yılında oluşturulmaya başlanmış yapay bir göldür. Bolu il sınırları içerisinde yer alır. Bolu merkeze 17 km yaklaşık yarım saat de, Ankara’ya 250 km yaklaşık 3 saat mesafededir.Denizden yaklaşık 1200 m yükseklikte, sarıçam ,göknar, kayın ağaçlarıyla çiğerlerinize ziyafet  çekebilirsiniz.

IMG_2635.JPG

Her ne kadar yapay bir göl olsa da artık kar ve yağmur sularıyla beslendiği için; gezip görenler için mükemmel bir park haline gelmiş. Göle sonradan eklenen nilüfer gibi ,suda yetişen çiçekleriyle, Orman Bakanlığının misafirhanesiyle fotoğrafçılıkla ilgilenenler için harika peyzajlar vermektedir

.IMG_2636.JPG

IMG_2602.JPG

IMG_2604.JPG

IMG_2608.JPG

IMG_2612.JPG

IMG_2614.JPG

Gölün içerisinde bulunan sazan ,kefal, ve Abant alası gibi balık çeşitleriyle de olta balıkçılığını sevenlere  imkan sunuyor.

IMG_2726.JPG

 

IMG_2610.JPG

IMG_2609.JPG

IMG_2637.JPG

IMG_2654.JPG

IMG_2655.JPG

Özellikle oğlum Mustafa Ömer için çok eğlenceli geçti.

IMG_2691.JPG

IMG_2723.JPG

IMG_2619.JPG

IMG_2620.JPG

 

IMG_2622.JPG

 

GEÇMİŞE ÖZLEM

Doğayı ve tabiatı seven insanın içinde bir yerler de ,her zaman  geçmişe bir  özlem vardır. Bazen sohbet araların da söyleriz ” eskiden böylemiydi” bu sözden içimizde olan geçmişe duyulan özlemi anlamak daha kolay olur. Çocuklarıma şöyle bir bakıyorum da; oynadıkları alanlar bile kimyasal halılarla çevrilmiş düştüklerinde kirlenmesinler, zarar görmesinler diye. Her şeyleri plastik malzemelerden yapılmış.  Diğer taraftan beynimde geçmişe, kendi çocukluğuma gidiyorum, oynadığımız her nesne  ya toprak yada ağaçtan, hepsi canlı , kokuyor ve nefes alıyor.

IMG_2504.JPG

Ağaçtan yapılmış sallanan bu at gibi.

Hani çocukken parkta, bahçede düşerdik, bacaklarımız , dirseklerimiz soyulur ve kanardı. Canımız yansa da fazla umursamazdık , elimize bulaşan çamur yada toprakla yaranın üstünü temizlemeye çalışırdık. Sonra kaldığımız yerden devam ederdik koşturmaya. Toprağın , özellikle de killi toprağın antiseptik özelliği olduğunu bilmeden, kendimizi tedavi ettiğimizin bile farkında değildik. Şimdi ki çocukların , özellikle şehirde yetişen çocukların böyle bir şansı yok, her taraf beton ve plastik.

Ankara’nın Çamlıdere belediyesine yaptığımız gezide,  Çamlıdere beldesinde yaşamış büyük velilerden  ŞEYH ALİ SEMERKANDİ Hz.lerinin türbesini  ziyaret ve dua etmek nasip oldu . Ziyaretimiz sırasında külliye içerisinde ,Çamlıdere halkının eskiden nasıl yaşadığını , hayatını nasıl idame ettirdiğini o günün aletleriyle anlatan bir ev inşa edilmiş ve müze haline getirilmiş . Evin yapımında , eskiden kırsalda insanların  kullandığı, toprak ve saman karışımından elde edilen çamur kullanılmış. Evin duvarları taş ve kerpiçten inşa edilmiş. Yaşayan ve nefes alan bir ev.

IMG_2524.JPG

 

Evin içerisini gezerken, insan  şöyle geçmişe bir yolculuk yapıyor. Zihninizde bu yolculuğa çıkınca, yaşadığımız zamanda ne kadar hazıra alıştığımızı , her şeyi makinelerin yaptığı, tamamen sağlıksız  , cansız, sentetik ,kimyasal, zehirli, kokmayan eşyalarla yaşamaya alıştığımızı görüyorum. Bu evi gezerken insan  emek vermenin, ter dökmenin ne demek olduğunu da anlıyor.

IMG_2512.JPG

üzerine keskin taşlar geçirilmiş bu ağaçlar üzerine iki kişinin çıkması , öküz yada ata bağlayıp sürülmesiyle sap ve saman birbirinden ayrılırmış.

IMG_2509.JPG

IMG_2573.JPG

IMG_2541.JPG

Ayrılan buğday bu havan ve döveceklerle saatlerce dövülerek , buğday un halini alırdı.

IMG_2418.JPG

Yük taşımak için yapılmış sepetler

IMG_2580.JPG

farklı baharatları bir araya getirmek için yapılmış baharatlıklar

IMG_2555.JPG

kaşıklık

 

IMG_2501.JPG

IMG_2511.JPG

Yünü işleyip ip yapmak için kullanılan aletler hepsi emek ve ter istiyor.

IMG_2553.JPG

Sobanın üzerinde ki ne iyi bakın . Eskiden ninelerimiz elbiseleri ütülemek için dökümden yapılmış son derece ağır içerisine köz halindeki  kömürü koyarak ısıtılmaya çalışılan bu ütüyü kullanırlardı. Görenler bilir , bir erkeğin bile kaldırmakta zorlanacağı ağırlıkta.

IMG_2410.JPG

Bıçak , pala ve balta bileylemek bile emek isteyen bir işti.Ya kendin çevireceksin yada birisi size yardım edecek ki bileyleyebilesiniz. Yardımlaşmanın ne demek olduğunu anlıyorsunuz aynı zamanda.

Anlatılacak o kadar çok şey var ki evin içerisinde, yazmakla bitmez.IMG_2409.JPG

IMG_2416.JPG

IMG_2415.JPG

At ve ya öküze bağlanan şimdinin römorkları.

IMG_2508.JPG

IMG_2417.JPG

Suyu bir yerden , başka bir yare götürmek için kullanılan ağaç oluklar.

IMG_2499.JPG

IMG_2564.JPG

IMG_2578.JPG

IMG_2566.JPG

Mutfak araç gereçleri koymak için yapılmış terekler.

IMG_2558.JPG

IMG_2502.JPG

Elektirik yokken aydınlanmaya yarayan gaz lambası.

 

IMG_2577.JPG

Yemek sofraları.

 

IMG_2542.JPG

Rahle

IMG_2556.JPG

 

 Ev ve içerisindekiler o kadar hoşumuza gitti ki , nasıl vakit geçirdiğimizi anlamadık. sizde mutlaka ziyaret edin ve geçmişe küçük bir yolculuk yapın.

 

 

 

 

 

 

 

 

ÇAMKORU TABİAT PARKI

Ankara ‘da kamp yapılacak denildiği zaman ya da arama motorlarında Ankara’da kamp yeri aradığınızda ilk karşınıza çıkan yerlerden biridir  Çamkoru tabiat parkı. Ankara’ya 110 km mesafe de  , gidiş ve dönüşün çoğunlukla çevre yolundan kolaylıkla sağlandığı, harika bir milli park. Sarıçam  ve karaçam türlerinin bulunduğu, Ankara’nın en büyük ormanlık alanlarından biridir.

Tabiatın sizlere sunabileceği bütün güzellikleri burada görebilirsiniz. Bende iki oğlumla beraber , ikinci kez gitmenin heyecanını yaşadım.

Çok eski bir ormanlık alan olduğu için, ağaçlar iyice yaşlanmaya başladı, fakat buda değişik ağaç figürleri görmemizi sağladı.

Yıkılan ağaçlar

IMG_2420.JPG

üçüz hale gelmiş ağaçlar

IMG_2421.JPG

sanki birbirine karışmış ağaçlar

IMG_2455.JPG

çift başlı canavar timsali ,

IMG_2445.JPG

bir kolunu kaybetmiş ağaçlar,

IMG_2446.JPG

sanki burnu ve kolları olan ağaç gövdeleri

IMG_2447.JPG

Tabi ki sadece ağaçlarıyla değil, bir çok renkte açan çeşitli çiçekleriyle de göze batıyor.

IMG_2443.JPG

IMG_2451.JPG

Bir ağaç kütüğünün kenarından hayata tutunmaya çalışan ,belki onun köklerinden yararlanan bir çeşit menekşe türüne ne demeli.

IMG_2433.JPG

IMG_2452.JPG

IMG_2422.JPG

IMG_2425.JPG

IMG_2436.JPG

Oğlum Mustafa Ömer’in en ilgisini çeken konular, mantarlar ve ne olduğunu anlayamadığı, çam iğnelerinden oluşmuş tepecikler. Evet bu tepecikler dev karınca yuvalarıydı ve çok ilgisini çekti.

IMG_2438.JPG

IMG_2439.JPG

IMG_2459.JPG

IMG_2460.JPG

ve tabi ki bulduğu dolu olan çam kozası.

IMG_2454.JPG

IMG_2427.JPG

IMG_2428.JPG

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BAHARIN MÜJDECİSİ ÇOCUKLAR

Dedelerimizden ve ninelerimizden hep duyardık cemre havaya düştü, toprağa düştü diye.  Ne olduğunu hep merak ederdik.  Sırasıyla havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılan cemrenin birçok anlamı var. Ben ve benim gibi düşünen, doğayı, tabiatı sevenler için sadece baharın müjdecisi anlamına geliyor. Ama tabiat için anlamı büyük, uyanma ve çalışma vakti. Tabiat artık hareketlenmeye başladı, kış uykusunda ki hayvanlar o derin uykularından kalktılar. Tohumlar çatladı, bitkiler filizlendi, çiçekler açmaya başladı, sadece çok yüksek yerlerde toprağın üstünde kar kaldı. Oradan eriyen karlar dereleri, ırmakları doldurmaya, arılar tabiatta ki en önemli görevini polenleme işini yerine getirmeye başladı. Karıncalar iş başında.

IMG_1486.JPG

Artık doğanın diğer sahibi çocuklarında, tabiattaki yerini alma vakti geldi. Evde, alış- veriş merkezlerinde tablet bilgisayarlar başında aldıkları elektiriği ve üstlerinde ki uyuşukluğu atma, araştırma, gözlem yapma, el becerilerini geliştirme, kaslarını çalıştırma, merak etme, kısacası duyularını aktif hale getirme vakti geldi. Bırakın bu uzun günlerde güneş ışığından tam anlamıyla faydalansınlar.

Biz çoktan yerimizi aldık. Taş toprak ağaç ne varsa, büyük bir neşeyle hepsinin altına üstüne baktık ve araştırdık, kuş seslerini dinledik, mantarlara dokunduk. Çocuklar için inanılmaz olan birçok toprak canlısı gördük. Sizde geç kalmadan yerinizi alın. Unutmayın kucaklaşmak için doğa bizleri bekliyor.

IMG_1488.JPG

IMG_1496.JPG

Aramıza yeni katılan arkadaşımız Selen ile birlikte güzel vakit geçirdik.IMG_1492.JPG

Karınca kolonisi ekibin en küçüğünün çok dikkatini çekti.

IMG_1497.JPG

IMG_1498.JPG

Etrafımızdaki taş , odun ne varsa altına ,üstüne baktık ve inceledik.

IMG_1500.JPG

IMG_1489.JPG

IMG_1490.JPG

Bir çok böcek çeşidi gördük.

.IMG_1494.JPG

Adeta bir şahin gibiydik.

IMG_1451.JPG

IMG_1453.JPG

Kolay bir barınak çalışması yaptık.

.IMG_1459.JPG

IMG_1462.JPG

Kontrollü bir şekilde , biraz bıçak kullanma çalışması yaptık

IMG_1466.JPG

Bizim için harikaydı. Dolu dolu geçen 2 koca gün.

Bu güzel günün ardından bizi üzen bir olayla karşılaştık. Bundan bahsetmeden geçemeyeceğim. Piknikçilerin ardında bıraktığı artıklar inanılmaz etrafı kirletmişti. Bu na karşılık yetkililer yeri özele devretmeye karar vermişler. Bu bizi çok üzdü, özele vermek demek orada ki tüm dengenin bozulması demek. Lütfen, doğa bize nasıl özveriyle bakıyorsa, bizde ona saygılı ve özverili olalım. Bizi tüm olumsuzluklara rağmen nasıl kucaklıyorsa , bizde öyle kucaklayalım.

 

BİR KÜÇÜK HUZUR SAFRANBOLU

Tarihi, doğayı, macerayı, lezzeti seven ,özellikle Ankaralı gezginler için haftasonu kaçabilecekleri harika bir güzergah Safranbolu. Ankara’ya 200 km mesafede, Karabük ilinin , tarihi, şirin bir o kadarda tabiat harikası bir ilçesidir. Safranbolu deyince insanın aklına, UNESCO  kültür mirasına girdikten sonra, Dünyaca ünlü olan Safranbolu evleri ve sokakları gelir. Safranbolu’nun tarih kokan sokaklarında gezerken yorulduysanız, mutlaka közde yapılmış bir fincan kahve, serinlemek için bağlar gazozu, acıktınız mı? Safranbolu pidesi yemeyi ihmal etmeyin.

IMG_1595.JPG

IMG_1585.JPG

IMG_1594.JPG

IMG_1588.JPG

IMG_1599.JPG

IMG_1600.JPG

IMG_1597.JPG

IMG_1583.JPG

IMG_1590.JPG

IMG_1602.JPG

IMG_1598.JPG

Zamanın en önemli ticaret merkezlerinden biri olan Safranbolu sadece evleriyle değil, Tokatlı kanyonuyla da oldukça ünlüdür. 3 lira vererek giriş yapabileceğiniz bu kanyonun güzelliklerini mutlaka görmelisiniz. Tokatlı kanyonun hemen üzerinde bulunan, yıllara meydan okuyan, Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılan, İncekaya Su Kemer’ini de  mutlaka inceleyin. Kanyonun üzerine kurulan, üzerine çıkınca hafif sallanıp işe heyecan katan “Kristal Teras “ cam terasa da çıkmayı ihmal etmeyin.

IMG_1517.JPG

IMG_1519.JPG

IMG_1548.JPG

IMG_1579.JPG

IMG_1578.JPG

IMG_1577.JPG

IMG_1538.JPG

IMG_1539.JPG

IMG_1537.JPG

IMG_1525.JPG

IMG_1521.JPG

IMG_1536.JPG

IMG_1542.JPG

IMG_1557.JPG

IMG_1565.JPG

Bir başka gezilmesi gereken yeri Bulak (Mencilis) Mağarası. Astım hastalığına iyi geldiği söylenen doğa harikası mağarayı da mutlaka gezmelisiniz. Tarihi evleri, Hıdırlık tepesi, Yörük Köyü, Kaymakamlar Müzesi, Köprülü Mehmet Paşa camisi, Sucu Hafız Gezi Evi ,Çevrik Köprü ve ormanları diğer gezilmesi gereken yerler.

bulak-magarasi-2016.jpg

07062012_bulakmagara_11.jpg

Safranbolu’nun bir başka harikası, Safranbolu’ya adını veren, Osmanlı padişahlarının kuvvet macunu, en pahalı baharat, nam-ı diğer kırmızı altın, dünyaca ünlü SAFRAN baharatı. Bu tarihi ilçemizin en önemli özelliklerindendir.

safran.jpg

safranin-zararlari.jpg

 

ANKARA VE ÇEVRESİN DE BULUNAN MİLLİ PARKLAR

YEDİGÖLLER MİLLİ PARKI

Ankara – İstanbul kara yolunun 152. Km’ sinde, Bolu il merkezine 42 km uzaklıktadır. Yaz , kış, sonbahar ne zaman isterseniz gidilebilecek doğa harikası bir yer. İrili ufaklı gölleri , şelaleleri, zengin bitki örtüsünün verdiği imkanlarla ,  kampçılık, piknik, doğa yürüyüşü , amatör ve profesyonel fotoğrafçılık için de ziyaretçilere zengin peyzaj güzellikleri sunar

.86759,yedigoller5-fotofkaraduman.png86745,10yedigoller5-fazil-karaduman86762,yedigoller.png

 

 

 

 

SOĞUKSU MİLLİ PARKI

Ankara ili sınırları içerisinde olup, merkeze  78 km uzaklıktadır. Milli parkta dünya çapında koruma altında olan Kara Akbaba’yıda şanslıysanız görme imkanınız olabilir. Atatürk burayı Ankara’nın akciğeri olarak yorumlamıştır. Bulunduğu bölge volkanik kayaçlardan oluşmuştur, bu nedenle sıcak ve soğuk su imkanları bulunmaktadır . Yürüyüş, kampçılık,doğa araştırmaları,fotoğrafçılık ve orman tepesi denilen bölgede dağcılık sporu da yapabilirsiniz

 

l133636.jpgfoto (1) (16).jpg

cropped-2859195-karagol-kizilcahamam.jpg

ÇAMKORU MİLLİ PARKI

Ankara’nın yoğun kent stresinden bunalmış insanlar için merkeze 110 km mesafede temiz hava, doğa yürüyüşü ,piknik, fotoğrafçılık imkanları sağlayan milli parkıdır. Çamkoru tabiat parkın da 28 farklı familyaya ait bitki türü bulunmaktadır. Doğa yürüyüşü ,bisiklet , piknik, ve fotoğrafçılık yapabilirsiniz.

camkoru-kamp-alani-1.jpgCamkoru-Goleti-2.jpg

Camkoru-Goleti-1.jpg

ÇUBUK KARAGÖL TABİAT PARKI

Ankara il merkezine 68 km uzaklıktadır. Küçük bir alana sahiptir.  Doğal orman dokusu, ve  volkanik oluşumlu gölü sayesinde fotoğrafçılar için bulunmaz güzellikte peyzajlar verir. Ayrıca doğa yürüyüşü, piknik, ve dağ tırmanışı imkanları sunmaktadır.

karagöl.masalar..jpg   ankara-cubuk-karagol-manzaralari.jpg

 

SORGUN GÖLETİ TABİAT PARKI

Ankara il merkeze yaklaşık 91 km mesafede, Güdül ilçesine bağlı büyük  bir tabiat parkıdır. Sorgun tabiat parkı Karaçam orman dokusu ve göl peyzajları ile eşsiz manzara güzellikleri sunmaktadır. Piknik, kamp, doğa yürüyüşü, gözlem faaliyetleri yapabilirsiniz

.33984544_X7LxucYATxeDWJImLyxXlszTD-EyTl89rcBoYvLd2ik.jpgsorgun-goleti.jpg

 

ŞAHİNLER TABİAT PARKI

Ankara kent merkezine 107 km, Kızılcahamam ilçesine 30 km mesafede ormanlık  alanları , çeşitli bitki türleri ve sahasında gölet  bulunduran güzel bir parktır. Piknik, doğa yürüyüşü, dağ tırmanışı yapabilirsiniz.

sahinler-tabiat-parki-3-1024x576.jpgsahinler-tabiat-parki-kazlar.jpg

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ MİLLİ PARKI

Milli park, Ankara’nın , Polatlı ve Haymana ilçeleri sınırlarında 75. Km’ lik bir cepheyi kapsamaktadır. Tarih sevenler için mükemmel bir milli park. Piknik , doğa yürüyüşü ve tarihi fotoğraflar çekebilir gününüzü dolu dolu geçirebilirsiniz.

milliparktabela.jpgNTIwNTQ1Nz-baskomutan-tarihi-milli-parkinda-yapilan-duzenlemeler-ziyaretci-sayisini-artirdi.jpg

EĞRİOVA MİLLİ PARKI

Ankara ili Beypazarı ilçesi sınırları içerisinde, merkeze 147 ‘km mesafede , kuzeyinde Eğriova yaylası ve göleti, batısında ise sarıçam ormanları yer almaktadır. Piknik. Çadırlı veya karavanlı kamp, olta balıkçılığı, bisiklet , doğa yürüyüşü veya koşu, fotoğrafçılık, gözlem yapma, imkanları bulunmaktadır.

egriova2.jpgP8180148.JPG

ALACAHÖYÜK MİLLİ PARKI

Çorum ili sınırları içerisindedir. Ankara’ya yaklaşık 200 km mesafededir. Anadolu’nun en eski uygarlıklarından olan Hititlere başkentlik yapmış ,Hattuşaş (Alacahöyük) antik kenti burada bulunmaktadır. Tarihi değeri bulunan ve koruma altındaki bu parkta rekreasyon imkanları bulunmamaktadır. Sadece fotoğraf çekimleri yapabilirsiniz.

Arkaplan 2_be345d0a-321d-4cbf-a4a1-3c4d97361792.jpg

arka plan 1.jpg

ALUÇDAĞI TABİAT PARKI

Ankara merkeze 115 km, Çamlıdere ilçesine 5 km, kızılcahamam’a 35 km uzaklıktadır. Bol miktarda karaçam ve sarı çam bulunmaktadır. Tilki, sincap ,tavşan gibi memelilerin yanı sıra kartal , şahin, doğan, baykuş, puhu gibi kuşlara da rastlanmaktadır. Orman dokusu ve temiz havasıyla, doğa yürüyüşü, çadırlı kamp, fotoğrafçılık ve piknik imkanları sağlamaktadır.

alucdag3.jpgalucdag5.jpg

TEKKE DAĞI TABİAT PARKI

Beypazarı ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Sahanın büyük bölümü kara çam ile çevrilmiştir. Ayrıca meşe , ardıç ve kuşburnu ağaçları da bulunmaktadır. Yaban hayvanları bakımından zengindir. Eğer  şanslıysanız  Yılka atlarını da görebilirsiniz. Parkta sevenleri için yıldız gözlemi yapma imkanı vardır. Ayrıca doğa yürüyüşü, piknik ve fotoğrafçılık imkanları da bulunmaktadır.

77185993_5qVnuvzChKY2vZugKOke47lJDtDwbjQ07Yaiw-tv0hk.jpg75_big.jpg

KADIN ÇAYIRI TABİAT PARKI

Çankırı’nın, Ilgaz ilçesi Kadın çayırı mevkisinde bulunmaktadır. Fotoğrafçılık, çadırlı kamp ve doğa sporları yapma imkanı sunmaktadır

.1.JPG584ac082eb10bb0d7c7064b4.jpg

HAZIM DAĞLI TABİAT PARKI

Çankırı yapraklı ilçesinde bulunmaktadır. Yapraklı, dağlık bir araziye sahip olduğu için yaylalar acısından zengindir. Piknik, bisiklet sporu, olta balıkçılığı, doğa yürüyüşü imkanları bulunmaktadır.

hazimdagtp8.jpghazimdagtp12.jpg

KONYA BEYŞEHİR MİLLİ PARKI

Konya ili sınırları içerisindedir.Beyşehir gölü yüz ölçümü bakımında 3. Büyük gölümüzdür. Su kuşları açısından oldukça zengindir. 153 çeşit kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır. Anamas dağları da Beyşehir gölüne komşuluk etmektedir. Olta balıkçılığı, bisiklet sporu, piknik, doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılık imkanları sağlamaktadır.

 

Beysehir-Golu-Adalar.jpgBeysehir-Golu-Milli-Parki.jpg

maxresdefault (1).jpg

KOCAKORU ORMANI TABİAT PARKI

Konya ili, Seydişehir ilçesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. Kayalık alanlarıyla birlikte çok sayıda memeliye ev sahipliği yapmaktadır. Piknik, doğa yürüyüşü, fotoğrafçılık ve yaban hayatı gözlemleme imkanı sunmaktadır.

DSC07284.JPGAkyokuş 8.jpg

 

 

 

 

 

 

 

Çamçak

                               

Türk Dil Kurumunun web sayfasında: ağaçtan oyularak yapılmış kulplu su kabı, olarak geçer çamçak. Nihal Atsız ise Türk ırkının kımız içtiği ahşap kabın adı diyor çamçak için. Kuksa ise Finlandiya’da da yüzyıllardır kullanılan ahşap bardağın adıdır. Bu bardak Türkler ile Finliler arasında ortak bir kültürün simgesi olabilir. Hatta Finlilerin Türk olduğunu iddia edenler için bir kanıt. Şöyle ki kuksa Finlandiya da en çok satılan hediyelik eşyalar arasındadır. Ve kullanma kılavuzunda şöyle yazar: Kuksa şamanlardan kalma bir ritüelle vaftiz edilir ve sonrasında sahibini hiç terk etmez, sahibinin dudaklarını sıcaktan ve soğuktan korur. Vaftiz töreni kuksanın içine kanyak konulmasıyla başlar, diye devam ediyor. Bizde çamçakla kımız içilir, Finliler de kuksa ile kanyak. Bu ayrıntı Finlilerle ortak bir yanımız olduğunu gösterebilir. Sanırım şunu söylersek yalan olamaz, çamçak, kuksanın atası olabilir.

Nihal Atsız bir çok kitabın da çamçaktan bahseder.

Dalkavuklar gecesi adlı kitabında: Yamtar iki kuzu ile dört çanak dolusu yemiş yedi. Üzerine de iki büyük çamçak su içti.

Bozkurtların ölümü : Çeriler et kızartıyorlardı. Ateşe varınca erlerden birisi diz yere vurarak yüzbaşıya bir çamçak kımız sundu.

Tanrı Türklere kızıyor: Yamtar ferahlamıştı. Bu ferahlıkla bir çamçak kımız daha içti.

Bozkurtlar diriliyor: Dört parçaya ayrılarak giden ondört kişi dört çamçak kımızla dönmüştü.

 

camcak_agac_kulplu_bardak.jpg13167221_1769213573364984_1809087769_n.jpg 12728611_1505621523080149_1637093738_n.jpg

KUKSA

                                                               KUKSA   

İlk görünüşte sıradan el yapımı ahşap bir bardak olarak görünebilir. Fakat o kadar basit değil. İlk olarak Finlandiya’nın kuzey kısımlarında üretilmeye başlanmış. Binlerce yıllık kültürü canlandıran el yapımı bir üründür. En önemli özelliği ise doğa tutkunu insanla doğa arasındaki bağı temsil ediyor olmasıdır.

Günümüzde özellikle doğa sevdalıları tarafından kullanılsa da, süs eşyası olarak hediyelik eşya standlarında sıkça görmek mümkün. Finlandiya kültürüne göre makbul olan kuksayı satın almak değil, bir odun parçasının oyularak elde edilmesi ya da kuksanın hediye olarak gelmesi. Böylece her emek değen şey gibi kuksa da daha değerli hale geliyor.

Burada biraz kuksanın yapılışından bahsedelim. Elinize aldığınız bir ağaç parçasını önce ölçüp, vereceğinizi şekli çiziyorsunuz. Sonra elinize kullanacağınız aleti alıp saatlerce, belki günlerce içini oyup, yontup şekil verirken; bir taraftan da kendi içinizi boşaltıp, olumsuz düşüncelerden kurtulmak mümkün. Bu işlemleri gerçekleştirirken şekil ortaya çıkmaya başlayınca bir ürün ortaya koymanın verdiği keyif, ağacı oyarken çıkan mis gibi koku tüm duyu organlarınızı besleyecek. Belki elleriniz kesilecek, nasır olacak, su toplayacak, ağrınız olacak, benim gibi evde yapmaya çalışıyorsanız ortalık biraz dağılacak ama bunların hepsi zahiri zorluklar. Bir şey ortaya çıkarmaktan alınacak haz, heleki ham maddesi tamamen doğalsa, büyük bir avm nin büyük kalabalık sinema salonlarında izleyeceğiniz bir filmden, yine benzer bir yerde plastik ambalajlarda yediklerinizden, misliyle fazladır. En azından denemeye değer.

Nasıl  doğada bütün duyularınız çalışıyorsa, kuksa yaparken de bütün duyularınız en aktif şekilde çalışıyor. Kokluyorsunuz, ellerinizle her ayrıntıyı hissediyorsunuz, çok dikkatli inceliyorsunuz. Elleriniz gözünüz hassas bir terazi gibi ince ayarlar yapabilir hale geliyor.  Sanırım Finlandiyalılar için bu yüzden kendi yaptıkları ya da hediye edilen kuksayı kullanmak daha değerli. Ve eminim düşünüp üretmenin insanı, tüketip yok etmenin boşluğundan kurtardığını. Bu arada kuksanın doğada sahibini koruduğuna dair inanışlar da varmış Finlandiya kültüründe.

                      KUKSA HANGİ AĞAÇTAN YAPILIR.

Birçok ağaçtan yapılabilir. Özellikle Huş ve şimşir ağacından yapılır. Kestane, ıhlamur ve ceviz ağacından da yapabilirsiniz. Diğer ağaçlardan yapılan kuksalar da zaman içerisinde yıpranma ve çatlamalar meydana gelebilir. Fakat malzemeyi iyi seçmek yeterli değil, tasarımı bitirdikten sonra yapılacak kaplama işlemleri de önemli. Tuzlu suda kaynatmak, zeytinyağında bekletmek, balmumu ile kaplamak gibi.

                          KUKSA YAPIMI

Belki benim gibi evinizde, bahçenizde veya varsa atölyenizde kısacası nerde isterseniz yapabilirsiniz. Bunun için  ağacınızı belirleyin ,bir oyma iskarpelası , bıçkı,balta, iyi bir yontma bıçağı yada falçata ve zımparaya ihtiyacımız var. Ben ıhlamur ağacı temin edebildim.

Ağacınızı belirleyin ve yapmak istediğiniz kuksayı çizin.

IMG_0891.JPG

Elinize iskarpelanızı alın ve oymaya başlayın

IMG_0890.JPG

Ağacın fazla kısımlarını kesip çıkarın.

IMG_0894.JPG

Zahmetli kısmı ,elinize kesici aletinizi alın ve kenarlarını yontmaya başlayın.

IMG_0906.JPG

Biraz yorulabilirsiniz,  sabır yontmaya devam.

IMG_0909.JPG

Yontma işlemi bitince. Sap kısmana parmağınız girecek kadar bir delik acın.

IMG_0910.JPG

Sıra zımparaya geldi. Yorulduysanız biraz yardım alabilirsiniz, çocuğunuzun el gelişimine  yardımcı olursunuz, diğer yandan da  güzel vakit geçirebilirsiniz.

IMG_0912.JPG

Sona yaklaştık.

IMG_0913.JPGIMG_0914.JPG

Tuzlu su yapın ve biraz kuksanızı kaynatın. Kaynama işleminden sonra içini yağlayın.

IMG_0915.JPG

Farklı çalışmalar.

IMG_0942.JPG

Evde Yaşayan Doğa

Çocuksuz doğa adlı yazımı yazdıktan sonra birden aklıma kendi çocukluğum geldi. Pek çoğumuz gibi bende çocukluğumu sokakta saatlerce , hatta bu saat kavramı sabah evden    çıkıp ,birileri bizi yemek için zorla getirene kadar gün boyu devam ederdi. Bisiklete binmek, yakalamacılık, yakan top, polisçilik ,misket,körebe oynardık. Rahmetli anneannemin bahçesindeki incir ağaçlarına tırmanmak, o bahçede çukur kazmak , çukurun içini  su doldurup kuşlara havuz yapmak. Bahçeye gelen kedilere, çevreden bulduğumuz ot yaprak gibi bitkilerden yuva yapıp onları beslemek. Aynı bahçede çamurdan heykelcikler yapmak . Anneannem bahçede maydanoz , biber,domates ile uğraşırken ona yardım etmek, bazen bu yardım haytalığa dönüşür oda bizi terlikle kovalardı.Bu kovalamaca bile inanılmaz efor sarf ettirirdi.  Kısacası akşamın nasıl olduğunu anlamayan , mutlu, dertsiz, yorulan , çocukluğunu çocuk gibi toprağın ,bitkinin ,hayvanların içerisinde geçiren büyüme dönemi.

O masum görünen minik ekranlar, evimize girdiğinden  bugüne kadar ki çocuklara bakıyorum; toprakla ,bitkiyle nede tabiatla bir ilgileri var. Çünkü o ekranlarda bitkide büyütüyor,çiftlikte kurabiliyorlar. Tadamıyorlar, hissedemiyorlar , koklayamıyorlar, sadece görebildikleri sanal bir dünya.

Bu düşüncelerle, bizde  havalar  çok soğuk gittiği için, toprağı evimize getirdik. Bir ön çalışma yaptım ve kendimi çiçekçiye attım. Biraz tohum  , çiçek soğanı ve gübreli toprak aldım. Büyük oğlumla okul dönüşünde , sitemizin karşısındaki araziden biraz toprak temin ettik . Sonra ne mi oldu. Size bunları fotoğraflar benden daha iyi anlatır.

img_0709

İlk olarak büyük oğlumla biraz toprak temin ettik.

IMG_0716.JPG

Gübreli toprakla bahçeden aldığımız toprağı bir güzel harmanladık. Bu kısım çok zevkliydi.

IMG_0720.JPG

Saksıları doldurmaya başladık.

IMG_0725.JPG

İlk olarak çiçek soğanlarını dikmeyle başladık

IMG_0730.JPG

Tohumları dikeceğimiz saksıları toprak ile doldurduk. Ortalık karıştıran birileri her zaman olur.

IMG_0736.JPG

İşaret parmağıyla tohum yuvalarını büyük bir titizlikle açtık.

IMG_0747.JPG

Önceden suya koyduğumuz tohumları bir kaşık yardımı ile, çok titiz çalışarak yuvalarına yerleştirdik.Can sularını verdik ve üstlerini streç ile kapatıp sera etkisi yaptık. Toprağı kokladık, elimizle hissettik , gördük,içini dikkatlice inceleyip böcek aradık.Konsantre olduk ve biraz da kirlettik.Sanırım bütün duyularımızı harekete geçirmişizdir.Biz çok eğlendik sizlerde en azından  1-2 saatinizi verip çocuklarınız ekrandan koparıp küçük dünyaların da farkındalık yaratabilirsiniz.